Çağrılı Konuşmacılar

1) Prof. Dr. Yunus Ali ÇENGEL (Adnan Menderes Üniversitesi)


Resim

Prof.Dr. Yunus Çengel, Aydın, Adnan Menderes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nin Kurucu Dekanı ve ABD, Reno’daki Nevada Üniversitesi’nden emekli profesördür. Doktorasını ABD’deki North Carolina Eyalet Üniversitesi, Makine Mühendisliği Bölümü’nde tamamlamıştır. Adnan Menderes Üniversitesi’nde 2012 yılında göreve başlamadan önce, Yıldız Teknik Üniversitesi, Makine Mühendisliği Fakültesi Dekanı ve TÜBİTAK’ta uluslararası işbirliği üzerine, Bilim ve Teknoloji Kurulu’nda Başkan Danışmanı olarak görev yapmıştır. Türkiye’ye dönüşünden önce, Nevada Üniversitesi’nde 18 sene öğretim üyesi olarak ve uzun yıllar da ABD’de Endüstriyel Değerlendirme Merkezi Müdürü olarak görev yapmıştır. Ayrıca, kendisi çeşitli resmi kurumlara ve özel şirketlere enerji verimliliği, enerji politikaları ve eğitim reformu konularında danışmanlıklar yapmıştır.

Profesör Yunus Çengel, tümü Mc Graw Hill tarafından yayımlanan ve yaygın bir şekilde kullanılan; Thermodynamics: An Engineering Approach, Fundamentals of Thermal-Fluid SciencesHeat and Mass Transfer: Fundamentals and ApplicationsFluid Mechanics: Fundamentals and ApplicationsIntroduction to Thermodynamics and Heat Transfer, and Differential Equations for Scientists and Engineers gibi birçok kitabın yazarı veya ortak yazarıdır. Kitaplarının bir kısmı Çince, Japonca, Korece, Taylandca, İspanyolca, Portekizce, Türkçe, İtalyanca, Yunanca ve Fransızca’ya çevrilmiştir.

Kendisi birçok “Seçkin Öğretmen” ödülünün sahibidir ve ASEE Meriam/Wiley Seçkin Yazar Ödülü’nü iki kez almıştır. ABD, Nevada Eyaleti’nde kayıtlı profesyonel mühendistir.


Konuşma Başlığı: Enerji Teknolojilerinde Yeni Gelişmeler

Özet

Dünya, enerji ihtiyacını büyük etapta kömür, petrol ve doğal gazdan oluşan ve bitince yerine yenisi gelmeyecek olan ve kullanıldıkça çevre kirliliğini arttıran ve iklim değişikliğine sebep olan fosil yakıtlarından karşılamaktadır. 2014’de dünyada toplam enerjinin %81’i (%29 kömür + %31 petrol + %21 doğalgaz) fosil yakıtlarından gelmiş, elektriğin %67’si (%41 kömür + %4 petrol + %22 doğalgaz) de fosil yakıtlarından üretilmiştir. Dünya enerjisinin %5’i ve elektrik üretiminin de %11’i nükleer enerji kaynaklıdır. Enerjinin geriye kalan %14’lük kısmı ve elektriğin de %23’ü (2005’de %18 idi) çevre dostu olan ve yerine yenisi gelen başta hidroelektrik (%16) olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarından gelmiştir. 1971’de %86 olan fosil yakıt oranı, 2014’de %81’e gerilemiştir ama hala çok yüksektir.

Fosil yakıtlar 1700’lerden beri dünyada endüstriyel gelişim ve yüksek yaşam kalitesi için gerekli olan enerjiyi sağlamaktadır. Ama bu, istenmeyen yan etkilerden uzak kalarak olmamıştır. Fosil yakıtların yanma yoluyla termal enerjiye dönüşümü, çevreyi ve soluduğumuz havayı olumsuz etkiler. Yanma sonucu çevreye verilen atıklar hava kirliliği, asit yağmuru ve küresel iklim değişikliğine sebep olmaktadır. Çevre kirliliği, bitki örtüsü, doğal hayat ve insan sağlığına ciddi bir tehdit oluşturacak bir boyuta ulaşmıştır. O yüzden fosil-dışı enerji kaynaklarına geçiş kaçınılmazdır ve enerji politikaları düşük-karbonlu ekonomiye geçiş üzerine oluşturulmaktadır. Bunun doğal bir sonucu olarak, enerji teknolojilerindeki gelişmeler de bu politikalar doğrultusunda karbonsuz enerji alanlarına yoğunlaşmaktadır.

12 Aralık 2015’de Paris’te imzalanan ve ‘Paris Mutabakatı’ olarak bilinen anlaşma ile, global çapta karbonsuz enerji hedefine doğru yeni bir süreç başlatıldı. Anlaşmanın hedefi, bu asrın sonuna yani 2100 yılına kadar global ortalama sıcaklık artışını endüstri çağı öncesine göre 2°C’nin oldukça altına tutmak ve bu artışı 1.5°C ile sınırlamak için gayret sarf etmek. 5 Ekim 2016 itibarıyla, anlaşmaya taraf 197 ülkeden 79’u Paris anlaşmasını onayladı. Böylelikle, anlaşmanın hayata geçirilmesi için gerekli bir şart olan toplam sera gazları emisyonunun en az %55’inden sorumlu olan en az 55 ülkenin bu anlaşmayı onaylaması şartı sağlanmış oldu. Anlaşma, 4 Kasım 2016 tarihi itibariyle uygulamaya girmiş olacak ve 2020’de Kyoto Protokolü’nün yerini alacak. 2023’ten itibaren ülkelerin ulusal beyanları (INDC) her beş yılda bir gözden geçirilecek.

Avrupa Birliği’nin 2030 iklim ve enerji çerçeve programı, 2030 yılı için 3 temel hedef koymuştur: 1. Sera gazı emisyonlarında 1990 seviyelerine göre en az %40 düşüş, 2. Yenilenebilir enerji oranının en az %27’ye çıkması ve 3. Enerji verimliliğinde en az %27 iyileştirme. Uzun vadede ise emisyonların 2050 yılına kadar %80-95 oranında azaltılması hedefleniyor. Elde edilecek faydalar ise şöyle öngörülüyor: 1. Tüm tüketicilerin için makul maliyette enerjinin temini, 2. AB’nin enerji tedarik güvenliğinin arttırılması, 3. Enerji ithalatına bağımlılığın azaltılması ve 4. Büyüme ve istihdam için fırsatlar yaratması. Azalan hava kirliliği, ek olarak çevre ve sağlık faydaları sağlıyor.

Başarılı ilk ticari buhar makinasının 1712’de Thomas Newcomen tarafından yapılması (patenti 1698’de Thomas Savory tarafından alınmıştı) el emeğinden makina gücüne geçişin dönüm noktasını teşkil etti ve dünyada ‘sanayi devrimi’ ve ‘bilimsel devrim’ olarak bilinen süreci başlattı. Bu süreç, aynı zamanda enerji teknolojilerinin gelişim sürecidir. 1775’de James Watt’in kömür kullanımını dörtte bire indiren yüksek verimli buhar makinası bu gelişimi hızlandırdı. Robert Trevithick’in 1801’de başarılı buhar lokomotifi denemesi, Michael Faraday’ın 1821’de elektrik motorlarında kullanılan elektromanyetik dönmeyi keşfi ve Etienne Lenoir’un 1859’da benzinli motor yapımını başarması ile sanayileşme, toplumun her kesimine nüfuz etmeye başladı.

Bilimsel araştırmalar ve teknolojik gelişmeler günümüzde de artan bir hızla devam etmektedir ve 2016’da global Ar-Ge harcamaları $2 trilyona ulaşmıştır. OECD ülkeleri, milli gelirin %2.5’ini Ar-Ge faaliyetlerine harcamaktadır ve bu oran Güney Kore’de %4’ü aşmaktadır. Avrupa birliği, dünyanın en büyük araştırma ve inovasyon programı olan 7 yıllık (2014-2020) Horizon 2020 programı için 80 milyar Euro bütçe ayırmıştır.

Enerji teknolojilerindeki gelişmeler, enerji verimliliğini arttırmaktan nükleer füzyon teknolojisi ile çalışan ticari nükleer santralların geliştirilmesine kadar geniş bir alanı kapsamaktadır. Avrupa Komisyonu, 1 milyar Euro lük bütçe ile 2020’ye kadar nükleer füzyon teknolojisini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Almanya, 2016’da Max Planck Institute’de Wendelstein 7-X füzyon aleti ile 80 milyon derecede hidrojen plazması elde etmiştir. ABD’de Lockheed Martin firması 2025 yılına kadar bir TIR’ın arkasına sığabilecek bir füzyon reaktörü geliştirmeyi amaçlamaktadır. Mevcut fizyon teknolojisine dayalı küçük nükleer santrallerin yapılması ve modüler bir yaklaşım kullanılması çalışmaları devam etmektedir.

Enerji teknolojilerinde en dikkat çeken gelişmeler, küresel iklim değişikliğini yavaşlatmak ve karbonsuz enerjiye geçmek hedefleri doğrultusunda yenilenebilir enerji alanındaki araştırma ve inovasyonlardır. Yapay yaprak araştırmaları, havadaki karbondioksiti azaltarak güneş enerjisini kimyasal enerjiye ve yakıta çevirme potansiyeli sebebiyle, bilhassa heyecan yaratmaktadır. ABD Enerji bakanlığının $122 milyonluk bir bütçe ile desteklediği ve Lawrance Berkeley ve Califormia Institute of Technology öncülüğündeki araştırmalar devam etmektedir.

Photovoltoic (PV) teknolojilerindeki gelişmeler ve maliyetlerdeki düşüş, güneş pilinin yaygınlaşmasına ivme kazandırmaya devam etmektedir. 2016 sonu itibariyle global toplam kurulu güneş PV kapasitesi 303 GW olmuştur. Toplam kurulu PV gücünün 2005’de sadece 5 GW olduğu ve 11 yılda 60 kat arttığı dikkate alınırsa, PV’deki yaygınlaşmanın önemi daha iyi anlaşılır. Sadece 2016 yılında 75 GW’lık yeni PV sistemleri kurulmuştur.

Son yıllarda PV verimlerinde de ciddi ilerlemeler kaydedilmiştir. Verimi modül bazında %24’ü geçen silikon tabanlı PV’ler geliştirilmiştir. Mevcut PV sistemlerinin veriminin %16 civarında olduğu dikkate alınırsa, bu gelişme aynı büyüklükteki PV sisteminden aynı güneş şartlarında %50 daha fazla elektrik elde edilmesi demektir. Buna paralel olarak ince film teknolojilerinde de ciddi gelişmeler olmuş ve son yıllar verimlilikte rekorların kırıldığı yıllar olmuştur. Örneğin verimi ticari boyutta %16’yı geçen sistemler geliştirilmiş ve böylelikle seri üretimde standart silikon PV verimliliği yakalanmıştır.

Tüm bu gelişmelerle birlikte, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğinde maliyetler de düşmeye devam etmektedir. Örneğin Şekil 1’den görüleceği gibi, 2008’e kıyasla LED aydınlatma maliyeti %95 azalmıştır. ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre, bu maliyet azalması PV’lerde %64, rüzgâr türbinlerinde ise %41 olmuştur.

Elektrikli araçların gittikçe yaygınlaşıyor olması ve otomotiv şirketlerinin bu alanda rekabetçiliklerini koruyup avantaj yakalama arzusu, akü veya batarya teknolojilerinin gelişimine olan ilgiyi arttırmıştır. Sektör öncülerinden Tesla firmasına ek olarak birçok otomotiv firması bu alanda multi-milyar dolarlık Ar-Ge çalışmalarına devam etmektedirler. Paralel bir gelişme hidrojenli araçlarda da yaşanmaktadır ve birçok firma ilk hidrojenli araç modellerini piyasaya sürmüşlerdir. Bu da yakıt pilleri alanındaki araştırmaların yoğun olarak devam edeceğini göstermektedir.

Taşıtlarda enerji tüketimi taşıt ağırlığıyla orantılıdır ve aynı miktar enerji ile daha uzun mesafe gitmenin en etkin yollarından biri, aracın ağırlığını azaltmaktır. Bu da elektrikli araçlarda aynı miktar şarj için batarya ağırlığının azaltılmasını gerektirir. Bu prensipten hareketle ABD Enerji Bakanlığı PNNL (Pacific Northwest National Laboratory] liderliğinde 5 ulusal laboratuvar ve 5 üniversitenin de dahil olduğu ve Tesla Motors ve IBM’in de danışma kurulunda yer aldığı bir konsorsiyumla 5 yıl süreli ve toplam $50 milyon bütçeli ‘Battery500projesini başlattı. Projenin hedefi, bataryaların kilogram başına özgül enerjisini şimdiki 170-200 Wh/kg değerinden 500 Wh/kg’a çıkarmak yani neredeyse 3 katına çıkarmak ve daha küçük, daha hafif, daha ucuz ($100/kWh’ın altında) batarya paketlerinin yapılmasını mümkün kılmak. Buna paralel olarak geniş katılımlı benzer bir konsorsiyum da 360-km kapasiteli bir bataryanın 10 dakikadan az bir zamanda doldurulmasını mümkün kılacak 350-kW’lık doğru akım hızlı-şarj projesi de devam ediyor.



2) Prof. Dr. Sadık KAKAÇ (TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi)

     
                                                      Resim
 

Prof.Dr. Sadık Kakaç İstanbul Teknik Üniversitesi’nden 1950 yılında mezun olmuştur. Daha sonra Nükleer Enerji alanında çalışmak için MIT’ye burslu olarak gitmiştir. MIT’de Makine Mühendisliği alanında 1959 yılında, Nükleer Enerji alanında 1960 yılında S.M. derecelerini; 1965 yılında Manchester, İngiltere Victoria Üniversitesi’nde Doktora derecesini almıştır.

Prof. Kakaç akademik hayatına 1960 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Makine Mühendisliği Bölümü’nde başlamıştır. Daha sonra 1965 yılında Doçentliğe ve 1970 yılında ise Profesörlüğe yükselmiştir. Farklı idari ve araştırmacı pozisyonlarında görev yapmıştır; TÜBİTAK’a üye olarak seçilmiştir (1972-1980) ve Türkiye Atom Enerjisi Komisyonu’nda Genel Sekreter olarak görev yapmıştır (1978-1980). Türkiye’yi yurtdışında birçok bilimsel girişimde NATO Bilim Komitesi (1979-1980) ve OECD NEA İdari Komitesi’nin (1978-1980) bir üyesi olarak temsil etmiştir. ODTÜ Makine Mühendisliği Bölüm Başkanlığı’nı yapmıştır (1976-1978) ve daha sonra Miami Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’ne misafir Profesör olarak davet edilmiştir (1980-1982). Burada 1982 yılında makine mühendisliğine kadrolu profesör olarak atanmıştır. Aynı bölümde bölüm başkanı olarak görev yapmıştır (1990-1998). Münih Teknik Üniversitesi’nde prestijli bir kürsü olan Termodinamik A’da Alexander von Humboldt Bilimsel Araştırma Üyesi olarak Araştırmacı Profesörlük yapmıştır. 

Dr. Kakaç birçok uluslararası ödüle sahiptir:

1- Çift fazlı akışa yapmış olduğu üstün katkılarından ötürü kendisine 1989 yılında Alexander von Humboldt Kıdemli Seçkin US Bilim İnsanı Ödülü verilmiştir.

2- 1994 yılında Türk-Amerikan Bilim İnsanları Derneği’nden Bilim Ödülü almıştır.

3- Araştırma ve eğitim çalışmaları ve kitapları ile yaptığı katkılardan dolayı 1997 yılında ASME Isı Transferi Hatıra Ödülünü almıştır.

4- Dr. Kakaç 2000 yılında TÜBİTAK’tan seçkin hizmet ödülü aldı.

5- Aynı Ödülü 1998 yılında ODTÜ’den aldı.

6- Uluslararası Mühendislik Eğitimi ve Araştırmaları, Liderlik Ödülü (2012).

7- ASME’den Hayat Boyu Başarı Ödülü (2013).

8- ASME Uluslararası Fahri Üyelik Ödülü (2013-her sene uluslararası 4 bilim adamı)

9- ASME Isı Transferi, 75.Yıldönümü Madalyası (2013)

10- Isı ve Kütle Transferi bilimine yapmış olduğu üstün katkılarının takdiri için A.V. Luikov Madalyası (2014)

Dr. Kakaç Romanya, Ovidios Üniversitesinden (1998), Fransa, Reims Üniversitesinden (1999) ve Odessa, Devlet Soğutma Akademisinden (2007) Fahri Doktora almıştır.

11- Hayat Boyu Başarı ödülü, TOBB-ETÜ (2010)

Kendisi oldukça popüler kitaplar olan Convective Heat Transfer ve Heat Conduction and Thermal Design of Heat Exchangers kitaplarının yazarı veya eşyazarıdır. Isı bilimleri ve ısı değiştiricileri temelleri ve dizaynı üzerine üzerine ondört kitabın editörlüğü yapmıştır. Bunların içinde alanında kalıcı bir referans kitabı haline gelen the Handbook of Single–Phase Convective Heat Transfer de bulunmaktadır.


Konuşma Başlığı: Nükleer Güç Reaktörlerinin Bugünü ve Yarını-Ülkemizde Durum

Özet

Bu konuşmada, her atom çekirdeğinde bulunan proton, nötronun keşfi ile birlikte atom çekirdeğinin nötron, proton ve etrafının elektronlardan ibaret olduğunun kesin olarak belirtilmesi, radyoaktifin keşfi ile, ikinci cihan harbi esnasında Almanya'da nükleer reaksiyonlar üzerinde çalışmalar belirtilerek, nükleer gücün esas reaksiyonunun keşfi ve Einstein denklemine göre büyük bir enerjinin ortaya çıkmasının anlaşılması, yani fizyon reaksiyonunun keşfi, bu konuda siyasi durum belirtilecek, devamında atom bombasının Alman'lardan önce, ABD tarafından yapılabilmesi için tanınmış fizikçilerin Einstein etrafında toplanarak, Amerikan Başkan'ı Roosvelt'i ikna ederek, atom bombasının inşası için Manhattan araştırma merkezinin kurulmasına ikna etmeleri ile, atom bombasının gerçekleştirilmesi hakkında tarihi bilgi verilecek ve açılan bu muazzam enerjinin nasıl kontrol altına alındığı ve ilk nükleer reaktörlerin inşasına başlandığı ve güç reaktörlerinin gelişmesi, bugünkü gelinen durum ve Ülkemizde nükleer güç çalışmaları tarihi, Akkuyu nükleer güç santralimiz hakkında teknik bilgiler verilerek, dünyada ve komşu ülkelerde çevremizde nükleer güç santralleri ve mevcut durum anlatılacaktır. Nükleer reaktörlerin emniyet problemler, çevreye etkiler ve ekonomisi tartışılacaktır.


3) Dr. Qurat-ul-ain JAVED (National University of Sciences and Technology Islamabad, Pakistan)
    Resim

Eğitim:

Doktora: Yoğun Madde Fiziği, University of Science and Technology Pekin, Çin (2013) (Fakülte Birincisi)

Yüksek Lisans: Fizik, Hazara University, Manshera, Pakistan (2009). (Bölüm Birincisi)

Uzmanlık:

  • Deneysel Yoğun Madde Fiziği
  • Belirgin Nanoyapıda Malzemelerin Üretimi
  • Karakterizasyon Teknikleri: XRD, SEM, TG-DTA, Yüzey ve delik analizleri, TEM, HRTEM, SAED, UV-görünüm spektroskopi, Florasan spektroskopi ve titreşim ölçekli manyetometre
  • Güneş Pilleri, IR Dedektörler, Yakıt Hücreleri, Güneş yakıtları, Spintronik, DMS, Lithium ion Piller, LEDler ve opto-manyetik sensörler.
  • Deneysel fizik laboratuarları yönetimi, öğrenci yönetimi, müfredat geliştirme ve öğretici eğitimi

Ödüller ve İmtiyazlar:

  • Mükemmel Doktora öğrencisi ödülü

Mükemmel doktora öğrencisi ödülü Pekin Fen ve Teknoloji Üniversitesi’nde tüm yabancı öğrenciler arasından alınmıştır. (2010-2011 & 2011-2012 öğretim yıllarında)

  • Doktora’da Fakülte Birincisi (2013)
  • Yüksek Lisans’ta Bölüm Birincisi (2009)
  • Bilim Cemiyeti Başkanı Islamabad, Pakistan (2006)
  • NSSU, USTB Başkanı, Çin (2010-2013)
  • Kıdemli Yabancı Öğrenciler Temsilcisi (2010-2013)

Başarılar:

  • Liyakat Sertifikası
    • Fakülte Altın Madalyası ve liyakat sertifikasını Yoğun Madde Fiziği Doktorası’ndaki üstün performansından dolayı almaya hak kazanmıştır. Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Pekin. 2010-2013
    • Mükemmel Doktora Öğrencisi Ödülü
      • Pekin, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde tüm yabancı öğrenciler arasında mükemmel Doktora Öğrencisi Ödülü’nü arka arkaya iki kez kazanmıştır. (2010-2011 ve 2011-2012 Öğretim Yılları)
      • Liyakat Sertifikası
      • Bölüm Altın Madalyası ve liyakat sertifikasını Fizik Yüksek Lisansı’nda birinciliği dolayısıyla kazanmıştır. Hazara Üniversitesi, Mansehra. (2007-2009 Öğretim Yılı)
      • Doktora Bursları
      • CSC Çin tarafından(Haziran 2010) ve HEC Pakistan tarafından USTB(University of Science and Technology, Beijing) için Doktora bursu kazanmıştır.
      • Bilim Cemiyeti Başkanlığı: Bilim Cemiyeti Başkanlığı dolayısıyla 2006 yılında sertifika almaya hak kazanmıştır. (Biyo, İstatistik, Matematik, Bilgisayar Bilimleri, Fizik ve Kimya)

Konuşma Başlığı
Yenilenebilir Enerji Cihazları İçin TMO (Transition Metal Oxide) Tabanlı Dikkat Çeken Nanomalzemelerin Üretimi


4) Tamer AKASLAN
(Gazdaş Trakya Bölge Direktörü)
 Resim

Tamer Akaslan, 1993 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Harita Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. İş hayatına 1991 yılında Sae International’da harita mühendisi olarak başlamış, 1995-1998 yılları arasında Sae International’da Proje Koordinatörü olarak devam etmiştir. 1998-2007 yılları arasında İzgaz’da Harita Baş Mühendisi, Harita ve Tasarım Müdürü, Etüt Proje Müdürü gibi farklı pozisyonlarda çalışmıştır. 2007-2008 yılları arasında UzFederalGaz’da Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmıştır. Zorlu Enerji Grubu’na  2008 yılında katılan Akaslan, Zorlu Enerji’de Gaz Grubu Trakya Bölge Müdürü olarak görevine başlamıştır.

Sn. Tamer Akaslan, 01 Nisan 2017 tarihinden itibaren Zorlu Enerji Grubu “Trakya Bölge Direktörü” olarak atanmıştır. 

Konuşma Başlığı: Enerji Verimliliği, Tasarrufu ve Yönetimi


 5)  Prof. Dr. Frano BARBIR

Ph.D. Mechanical Engineering, University of Miami, 1992

 

Research Areas:

Proton exchange membrane fuel cells: testing and characterization, operating conditions, thermal effects on cell and stack level, flow field configuration, stack configuration and design, applications Hydrogen energy system.

Professor

Head of Laboratory for new thermo-energy technologies

Chair for Thermodynamics, Thermotechnics and Heat Engines                                    

Department of mechanical engineering and naval architecture

R. Boskovica bb,                                                                                            

21000 Split, Croatia

Tel. +385-21-305-953;

Mob. +90-533-394-6033;

E-mail: fbarbir@fesb.hr

Workshop Konusu: Applied Hydrogen Technologies

Bu içerik 09.06.2017 tarihinde yayınlandı ve toplam 2975 kez okundu.